22 Ekim 2012 Pazartesi

Odessa Tren Garı



Lviv'den trenle Odessa'ya vardığımızda bu manzara karşılıyor bizi. Sabahın köründe, önceki gece trende sallana sallana uyumuş, son anda zor kalkıp ayılmayı başarabilmiş ben, sırtımdaki koca çantanın ağırlığını unutup gülümsüyorum kocaman. 

Merhaba Lenin! 


Kalacağımız yeri bulmak ve sırtımızdaki çantalardan olabildiğince çabuk kurtulabilmek için koşturuyoruz. Nasılsa geri döneceğiz diye, sabahın o saatlerindeki güzelliğini çekemiyorum. 


Daha sonra Francesco için Transnistria bileti almak için geri dönüyoruz. Ukrayna'nın bitmeyen sıralarında o kendini heder ederken, ben de dolanıyorum, fotoğraf çekiyorum. 

İlk olarak 19. yüzyılın ikinci yarısında inşa edilmesine rağmen, 2. Dünya Savaşı sırasında, 1944'te tahrip olmuş ve 1952'de yeniden inşa edilmiş. 



Tren garının ana giriş kapısının üstünde 1905, 1917 ve 1944 yazıyor. Bu üç tarih, Odessa için önemli. 

1905 - İşçilerin ayaklandıkları ve Potempkin Zırhlısı'nın ve Lenin'in İskra gazetesinin desteğiyle ayaklanmaya devam ettikleri yıl. Odessa limanından şehre çıkan, Potempkin merdivenleri olarak da bilinen merdivenlerde yüzlerce insan katledilmiş. Babamın en sevdiği filmlerden biri olan, Sergei Eisenstein'ın Potemkin Zırhlısı filmini hala izleyemediğime üzülüyorum. 

1917 - Bolşevik isyanı. 

1944 - 2. Dünya Savaşı savaşı sırasında 1941 ile 1944 yılları arasında Romanya yönetimine geçmiş ve Transnistria'nın bir parçası olmuş Odessa. 10 Nisan 1944'te de Kızıl Ordu tarafından tekrar SSCB topraklarına katılmış. 



Bu tarihlerin üstünde, Denizci, bürokrat, işçi, kadın... heykelinin altında da "городу герою слава" (gorodu geroyu slava) yazıyor. Sanırım en yakın çevirisi, "Şanlı kahraman şehir" olur. 



İçeriye girdiğimizde ise iki Sovyet askeri karşılıyor bizi. 



Küçüklü büyüklü birçok salondan oluşuyor. Muhtemelen 1952'de nasıl yapılmışsa öyle kalmış. 



Bu arada Francesco bir o sırada, bir bu sırada. Her sıranın başına ulaştığında başka bir sıraya yönlendiriyorlar. Sıranın en sonuna geçip yine bekliyor. 


En son da aşağıdaki salona yönlendiriyorlar. Tam sıra ona geldiğinde saat 12 oluyor ve kapatıyor memur. Neyse ki karşısındaki memur çalışmaya devam ediyor ve alıyoruz biletini. Bense beklemekten memnunum. Çünkü bu salonda da duvarda Odessa'yı anlatan bir mozaik tablo var. Meyve, sebze toplayan kadınlar, balıkçı erkekler. 


Tren garından öte bir müzeye benzeyen bu garı gördüğüm için çok mutluyum. Sanki SSCB'yi kenarından görmüşüm gibi hissediyorum. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder